Archive for Nisan, 2010

Kara Fatma İlaçlama

kara fatmaKara fatma 10-15 mm uzunluğunda parlak siyah renklidir. Erkeklerde kahve renkli iki kanat vardır. Dişiler oval ve iri, erkekler ise daha ince yapıdadır, halk arasında KARAFATMA olarak anılırlar. Kara fatma genelde lağım sistemi, bodrum, depo, bina boşlukları ve daha az olarak da ev içlerinde yuvalanır. Kara fatma havalar ısınınca komşu binalara kadar her yeri istila eder. Karafatma kış aylarında ana yuvalarına çekilir. Ömrü 6 aydır, her türlü gıda ve organik maddeyi yerler. Kara fatma çok pistir ve her şeyi yer. Her tür pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Kara fatma’nın evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, duvar delik ve çatlaklarında saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar. Bilinçsiz ve amatörce yapılan kara fatma mücadelesinde ilaçlara çok çabuk direnç kazanır. Kara fatma bina içinde bir gecede 10 kat birden dolaşabilir. Karafatma gece boyunca yaklaşık 4,5 km yol kat edebilir. Marketten,ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir. Pazar eşyaları ile, sebzelerle veya kolilerle bilinmeden taşınmış olur. Apartman temizse sakinlerin dikkatli olması, ilk böcek geldiğinde ise o dairenin böcek yayılmadan ilaçlatılması gerekir. İhmal edilirse diğer dairelere de yayılarak rahatsızlık verir ve masraflara neden olur. Örneğin 30 daireli bir apartmanda 6-7 dairede üreme başlamışsa, bütün apartman dairelerinin komple ilaçlatılması en doğru harekettir. Bu yapılmazsa kara fatmalar daireler arasında dolaşır ve sorun zaman içinde kronikleşir. Kısmi ve ferdi mücadele başarılı olmaz. “Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Alerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar”.

Güve İlaçlama

güveGüveler evimizin ve tahıl ambarlarının korkulu rüyasıdır. Güveler yapı olarak kelebeğe benzeyen küçük vücut yapıları olan hayvanlardır. Güveleri kontrol etmek zordur. Bu konuda mutlaka ilaçlama firması ile çalışılmalı. Güve yapı olarak kanatlı hayvanlardır. Kanatları üzeri tüylü ve pulludur. Güveler dış görünüş olarak kelebeğe benzerler fakat kelebek değiller. Güveyi kelebekten ayıran en belirgin özelikler şunlardır:

Güvelerin kanatları pullu ve tüylüdür. Renkleri mat ve saklanmak için bulunduğu ortama göre ayarlarlar, güvelerde antenler tırtırlı olup çok hızlı çalışan bir radar sistemine sahiptirler.

Kelebeklerde ise bu olay farklıdır. Kelebekler güvelerin tersine parlak ve canlı renklere sahip kanatları tüysüz ve antenleri düz bir yapıdadır.

Güveye evlerde, deri fabrikalarında, kumaş fabrikalarında, ipek böceği imalathanesinde ve hububat ve tahıl ambarlarında olmak üzere birçok ortamda rastlamak mümkündür. Güve haşeresi türleri genelde otçuldurlar. Ama bazı türleri hayvansal dokulardan beslenirler. Güveler tahıl ambarlarında ve ekinlere bulaştığı zaman tahıl tanesinin içini boşaltarak tahılları verimsiz yapmaktadır. Güvenin diğer çeşitleri ise evdeki yün, halı, kaşmir, deri, ve ipekleri yerler. Güve evdeki kullandığımız eşyalarımızı tahrip ettiği için sevilmeyen bir haşere türüdür. Güve bulunan ekinler ve tahıl ambarları mutlaka en kısa zamanda ilaçlanmalı aksi takdirde güvenin çabuk ürediği göz önüne alınarak vereceği tahribatı düşünün. Bir zaman sonra bakılır ki güve ortamda sağlam hiçbir tahıl tanesi bırakmamış. Evlerde güve bulunduğunda mutlaka en etkin ilaçlama servisine başvurulmalı yoksa güve evimizde ki elbiselerimizden tutunda yün, kıl, tüy, ipek, kaşmir, halı, kumaş gibi maddeden oluşan her türlü eşyayı kemirerek yerler. Güve larvasını elbiselerin iç kısımlarına, yaka altlarına, koltuk altlarına, dikiş diplerine bırakır. Güve larvalarını bırakırken bir koza örerek bu koza içine bırakır. Güve ilaçlaması yapıldıktan sonra ortamdaki güveler ölür. Bu haşere için ilaçlama yapılırken mutlaka periyodik ilaçlama olmalıdır.

Sinek Kuşu Güvesi Kahverengi Güve Bitki Güvesi

Güveler üremek için mutlaka çift taraflı cinsiyete ihtiyaç duyarlar. Güveler bir defa çiftleştikten sonra yılda 4-5 defa döl verirler. Güvelerde bu oran güvenin yaşadığı ortamın sıcaklığına bağlı olarak değişir. Soğuk havalarda daha az yumurta bırakarak yılda 1 defa üreyebilir. Güve larvası yumurtadan ortamın sıcaklığına bağlı olarak minimum 1 hafta maksimum 4 hafta içinde yumurtadan çıkar. Yumurtadan çıkan larvalar 5 – 6 hafta içinde kelebek haline gelerek zararlı olur. Güveler beslenecek bir şey bulamadığı zaman kendilerine bir koza örerek koza içinde uzun müddet beslenmeden durabilirler.

GÜVELER İLE ALAKALI AKLA GELEN SORULAR

1- GÜVE NASILDIR?

Güve; küçük, uçuşan, kanatları pullarla kaplı boyları 1cm geçmeyen zararlı bir haşere türüdür. İnsanı ısırmaz fakat besinlerimize ve eşyalarımıza zarar veren böceklerdir.

2- GÜVE NERDE BULUNUR?

Güveler beslenebildikleri her ortamda bulunurlar. Bunlar deri depolarında, halı fabrikalarında, halı mağazalarında, büyük mağazalarda, tahıl ve ekin tarlalarında, büyük silolarda, arpa ve buğday depolarında ve ev ortamlarında bulunur.

3- GÜVELER İNSANI ISIRIR MI?

Güveler insanı ısırmaz çünkü güveler kan emmeyi sevmezler. Bunlar insandan korktukları için insana pek fazla yanaşmazlar. Genellikle besinlerini diğer maddelerden aldıkları için buna gereksinim duymazlar.

Tahta Güvesi Kumaş Güvesi Çiçek Güvesi

4- GÜVE NASIL VE NE KADAR ÜRER?

Güvelerin üremesi yaşadığı ortama ve ortamın sıcaklığına bağlı olarak değişir. Güveler yılda 1 kez çiftleşir. Fakat ortamın sıcaklığına ve besin bolluğuna bağlı olarak yılda en az 1 en çok 5 defa ürer.

5- GÜVELER TAHIL AMBARINA NERDEN BULAŞIR?

Güveler genellikle ekin tarlalarında ekinlerden beslenmesi esnasında ekin taneleri üzerine yumurta bırakır. Hasat ile depolara taşınan güve yumurtaları uygun sıcaklığı bulduğunda hemen yumurtadan çıkarak hemen göreve başlarlar.

GÜVE İLE MÜCADELE NASIL YAPILIR?

Güveler ile mücadelede ortamına bağlı olarak ve bulunma türüne bağlı olarak ilaçlama yapılmalı. Tarlalarda ve ekin üzerindeki güveler açık havada olduklarından bunlara yapılan ilaçlama farklıdır. Depo ve silolardaki ilaçlama şekli ve ilaçlar farklıdır. Fakat ev ortamında bulunan elbise güvesi ve halı güvesi türleri farklıdır bunlarda ise daha farklı yöntemler uygulanır. İlaçlama yapılırken mutlaka güvenin türüne ve bulunduğu ortama göre ilaçlar seçilmeli. Güve ile mücadele halk arasında farklı yöntemler kullanılır. Fakat hiç biri kalıcı bir etki bırakmaz.

Pire İlaçlama

pirePireler omurgasızlar grubunda olup eklem bacaklı sınıfı içinde incelenirler. Zoolojide siphoneptera (centocephalides) diye bilinir. Pirelerin farklı türleri bulunmaktadır. Pireler küçük, kanatsız haşereler olup beslenmelerinde mutlaka kana ihtiyaç duyarlar. Pireler konakçı olarak geniş bir kitle seçerler. Pire insanda olabildiği gibi hayvanlarda ve bitki kozalarında da bulunur. Pirenin boyu çok ufaktır genellikle 2 ile 10mm arasında değişir. Pire vücudu yanlardan basık yukarıya doğru uzanmaktadır. Pirenin derisi çok serttir ve bölmeler halindedir. Pire çok bedavacı bir haşere olup yaşamı boyunca parazit olarak sürekli başka canlı üzerinden beslenir. Pire konakçısını aynı zaman içinde birçok defa ısırabilir. Pire ısırması esnasında can yakıcı kaşındırıcı bir durum hasıl olur. Çünkü pire ısırdığında vücuttan kan emer ve pirenin vücudunda bulunan parazitler pire ağzı ile ısırılan yerden insana geçer.

Pirelerin baş kısmı çok ufak fakat karın kısımları oldukça geniştir. Pire asla uçamaz çünkü pirenin kanatları yoktur. Buna karşı pirenin ayak yapısı çok güçlüdür. Pirenin ön ayakları kısa, arka ayakları ise kalın ve uzundur. Pire bu sayede çok uzak mesafelere kadar zıplayabilmektedir. Pire kendisine gelen tehlikeyi sezinlediği takdirde kendi boyunun 200-250 katı uzaklığa zıplayabilir. Pirelerin ayakuçlarında tırtıklı yapılar bulunur bu tırtıklar ile konakçısına rahatlıkla tutunurlar. Pirelerin yumurtlama olgunluğuna ulaşması için mutlaka çok iyi beslenmeleri gerekir. Karnını kan ile doyuran pire haşeresi yumurta bırakmak için kendisine uygun yer arar. Ve yumurtasını bulunduğu ortamda Coinstar money transfer kuytu çatlaklar arasına, halı diplerine, yün, tüy, pamuk gibi maddelerin içine bırakır. Pire yumurtasını bırakırken kesinlikle toplu bir yere bırakmaz evin her tarafına dağınık bir halde bırakır. Pireler karnını doyurduktan sonra bir gün içinde 15 ile 20 kadar yumurta bırakabilir.

Pireler insanlara hastalık bulaştırma da çok etkin rol oynarlar. Birçok hastalığın temel sebebi olarak pireleri görebiliriz. Pireler sürekli olarak konakçısını değiştirdiği için bir konakçıdaki virüsleri ve parazitleri bir sonraki konakçısına aktarabilirler. O bakımdan pire ile mücadele ederken mutlaka profesyonel hareket edilmeli. Pire ile mücadele mutlaka bu işi profesyonelce yapan yasal firmalar aranılarak yaptırılmalı. Pire ilacı çok keskindir ve özel yöntemler ile hazırlanır. Pire yaşadığı konakçısına ve ortamına bağlı olarak farklı isimler alır. Bunlar: 1-insan piresi, 2-kedi piresi, 3-kum piresi, 4-pamuk piresi, 5-köpek piresi.

KEDİ PİRESİ

Kedilerde bulunan bu pire çeşidi diğerlerine göre çok ufaktır. Bu pire çeşidi konakçı olarak kedileri kullandığı için bu ismi alırlar. Bu pire çeşidi ev içlerine gelen kedilerden insana bulaşır. Kediler sürekli çatı araları, bodrum, kömürlük, ve dışarıda bulunan pis ortamlarda gezindiği için başka konakçıdan kedi üzerine bulaşır ve kedilerde bunu ev ortamına taşırlar. Ev ortamına gelen pireler sıcak ortam bulduklarında çabuk üreyerek çoğaldığı için çok dikkatli olmak gerekir. Pire görüldüğünde mutlaka ilaçlama servisine başvurulmalı. Pire ilaçlaması, bulunduğu ortama göre yapılmalı; yani kedinin üzerinde pire varsa ya boynuna tablet tasmalar ya da toz ilaçlar veteriner hekim kontrolünde yapılmalı. İlaçlama kapsamlı geniş bir şekilde yapılmalı çünkü etrafa sıçramış pire olabilir.

KÖPEK PİRESİ

Köpek piresi yapı olarak kedi pirelerinden daha büyüktür. Pireler üzerine konduğu canlının vücut ısısına gör vücut ısılarını ayarlarlar. Sürekli köpeği ısırıp kan emer. Bu pire çeşidi yaban hayvanlarında da bulunur. Özelikle tilki, kunduz, sincap, tavşan.vb gibi hayvanlarda da olabilir. Eğer evlerimizde evcil hayvan besliyorsak bu pire çeşidine sıkça rastlayabiliriz. Hayvanlarımızı pireden korumak için mutlaka hayvanlarımızı sık sık kontrol etmeliyiz. Hayvanlarımız veteriner hekim kontrolünde ilaçlanmalı,yaşam alanları ise mutlaka ilaçlama firması kontrolünde ilaçlanmalı. Aksi takdirde ilaçlamayı yapan kişi bilgisiz ve tecrübesiz olursa hem sağlığımız tehlike altına girer hem de çevremizde yaşayan canlılar için tehlikeli olur.

PAMUK PİRESİ

Pamuk piresi özelikle pamuklu kozası olan pamuğumsu bitkilerde görülür. Bu pamuk piresi çeşidi besinlerini bitkiler üzerinden sağladığı için yaşam alanı olarak bitkileri seçerler. Bu pireler bitkilerin taze filiz vermiş kısımlarını yerler. Ayrıca bitki çiçeği içindeki tomurcukları kemirirler ve çiçeklerin kurumasına neden olurlar. Pamuk piresi bitkilere dadandığında bitkilerin kurumasına neden olmaktadır. Pamuk piresinin bulaştığı alanı mutlaka birkaç kez ilaçlamak gerekir. Bu ilaçlama mutlaka ilaçlama firması tarafından yapılmalı. Kullanılan ilaç dikkatle seçilmeli çünkü ilaçlama yapayım derken diğer bitkilere zarar verilebilir. İlaçlama firması tarafından yapılan ilaçlamada sağlık bakanlığı onaylı ilaçlar kullanılmalı. Bu bakımından pamuk piresi ilaçlamasını; işini bilen, konusunda uzman, müşterisini memnun eden profesyonel firmaları arayarak sağlayabilirsiniz. Şirketimiz olarak bu konuda her zaman yanındayız.

İNSAN PİRESİ

İnsan piresi diğer pire türlerine göre çok daha küçüktür. Birçok hayvanda olduğu gibi pire üzerinde yaşadığı konakçının ısısına göre kendi ısısını ayarlayarak orada kalmayı garantiler. İnsan piresi ağzındaki kesici uzvu ile insanın vücudunu keser ve buradan doya doya kan emer. Kan emdikten sonra kendisine güvenli bulduğu yerlere dinlenmeye çekilir. Genellikle elbiselerin dikiş kısımlarında, koltuk ve bacak aralarında, yaka altlarında, saç aralarında veya ceplerin dip kısımlarında saklanır. Bazen insana diğer hayvanlardan da pire bulaşır yani kedi, köpek, evcil hayvanlar, av hayvanları veya fare gibi haşerelerden de bulaşır. Diğer haşereden gelen pire çeşidi kan emdikten sonra konakçıdan ayrılır.

Pire insanı ısırdıktan sonra insan vücudunda kızarıklık, kabarcık, kaşıntı, yanma gibi belirtiler görülür. Pire insanı ısırınca üzerinden geldiği konakçıya bağlı olarak insana parazit ve virüs bulaştırır. Bu bakımdan pire ile mücadele mutlaka erkenden yapılmalı. Pire vücudu ilaçtan daha az etkilendiği için ilaçlama mutlaka yoğun yapılmalı. İlaçlama yapılırken mutlaka etkili ilaçlar seçilmeli ve ilaçlar sağlık bakanlığı güvencesi altında olmalı.

PİRE İLE İLGİLİ SORULAR

1- PİRE NEDİR?

Pire kanatsız, genelde kan ile beslenen, türüne bağlı olarak bitkilerden de beslenebilen küçük yapılı parazitlerdir. Ayakları pençeli olup rahatlıkla yukarıya doğru tırmanırlar.Çok iyi zıplayıcılardır.

2- PİRE NASIL BESLENİR?

Pireler genel olarak kan ile beslenirler. Bazı pire türleri de bitkilerden beslenirler. Pireler üzerine konduğu canlıdan kan emdiğinden sürekli hastalık bulaştırıcı olarak görev alırlar. Pamuk piresi ve diğer bitkilerde bulunan pireler bitkilerin taze aksanlarını taç ve çanak kısımlarını kemirerek zarar verirler.

3- PİRE ÜREMESİ NASIL OLUR?

Pireler yumurta bırakarak çoğalırlar. Pireler yumurtasını evdeki duvar diplerine, evdeki çatlaklara, hayvan barınaklarına, kümes hayvanlarının kümeslerine, mağara içlerine ve yaban hayvan barınaklarına bırakırlar. Pireler beslenmesini tamamladıktan sonra 1,5 – 2 gün içinde yumurta bırakır. Bir ortamda yetişkin pireden daha çok yumurta ve yavru pire bulunur.

4- PİRENİN ÖMRÜ NE KADARDIR?

Pirelerin yaşadığı ortama bağlı olarak ömrü değişir. Pireler iyi bir konakçı bulduklarında ve iyi beslendiklerinde daha iyi yaşar. Pireler için belli bir sıcaklık şarttır. Kendilerini bu sıcaklığa bağlı olarak ayarlar.Pire kışın olabildiği gibi yazın daha çoktur. Bir pirenin ömrü 20 ile 30 ay kadardır.

5- PİRE UÇAR MI?

Hayır pire uçamaz. Pire sadece güçlü ayakları sayesinde çok uzak mesafelere kadar zıplarlar pirelerde kanat yoktur.

6- PİRE HASTALIK YAPAR MI?

Evet pire hastalık yapar çünkü pire bir konakçıdan diğer konakçıya geçtiği için bir konakçıda olan paraziti ve virüsü diğer konakçıya taşır. O bakımdan hastalık taşıyıcı görevini alır.

7- PİRE HANGİ HASTALIĞI YAYAR?

Bağırsak kurdu, bağırsak şeridi, tenya, ricetsiya, veba mikrobu, tifus hastalığı mikrobu, tularemi hastalığı mikrobu, enfeksiyoz hastalığı mikrobu gibi birçok mikrop pireden insana geçen hastalık mikrobudur.

8- PİRE İLAÇLAMASI NASIL YAPILIR?

Pire ilaçlamasında genel olarak etkili sıvı ilaçlar kullanılır. Pire ilacı hazırlanırken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü pire için kullanılan ilaçlar çok güçlü ilaçlardır. Dikkat edilmezse insana zarar verebilir.

9- PİRE İLAÇLAMADA NELERE UYULMALI?

1- Pire ilaçlamada kullanılan ilaçlar özenle seçilmeli
2- Pire ilaçları mutlaka sağlık bakanlığı onaylı olmalı
3- İlaçlama mutlaka yasal ilaçlama firması tarafından yapılmalı
4- Yapılan ilaçlar mutlaka sağlık bakanlığı onaylı olmalı
5- ilaçlama yapılan alan mutlaka 5-6 saat kapalı tutulmalı
6- ilaçlama sonrası 2 saat mutlaka mekanı havalandırmak gerekir
7- İlaçlamayı yapan kişi mutlaka bu işin eğitimini almış olmalı
8- ilaçlamada mutlaka yiyecek ve içecekler kontrol altına alınmalı
9- ilaçlama sonrası ölen haşere ve ilaç kalıntısı için mutlaka yüzeysel temizlik yapılmalı.

Kene İlaçlama

keneKene, kan emerek beslendiği için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilir. Kene ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunur. Kene beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilir. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde kene saldırısı görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da kene vakaları olabilir.

Virüs bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Kene virüsü genellikle bu sıvı ile bulaştırır. Kene kanını emdiği ve virüsü bulaştırdığı tüm canlıları hasta eder. Fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA veya Kırım-Kongo Hemorajik Ateş, KKHA) keneler (özellikle Hyalomma cinsi) yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol açan bir viral hastalıktır.

Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra insanlara da bulaşabilir. Özellikle Doğu ve Batı Afrika’da yaygın olan patojenik virüs Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs grubuna bağlı bir RNA virüsüdür. Enfekte olmuş memelilerde klinik hastalık nadir de olsa, insanlarda çoğunlukla ağır geçer ve mortalite oranı %30’dur. Endemik bölgelerde virüs keneler yoluyla bulaştığı için özellikle tarım ve hayvancılık ile uğraşan kişiler yüksek risk grubundadır.

Tarihçesi

Sendroma ilk kez 1944 yılında Batı Kırım’da rastlanmıştır. Bu hastalığa Orta Asya’da daha önceleri, “Kara Humma” denilen hastalıkla aynı olduğu tespit edilmiştir. Bir başka adı ise Orta-Asya Kanamalı Hummasıdır. Afrika dışında Türkiye dahil birçok Asya ve Doğu Avrupa ülkesinde rastlanmıştır. Sendrom Türkiye’de ilk kez 2002 yılında ortaya çıkan epidemi sırasında tanımlanmıştır.

Epidemiyoloji

Sendromun insanlardaki sporadik enfeksiyonu genelde Hyalomma kenesinin ısırığı nedeniyle olur. Yine de hastalığı bulaştırabildiği bilinen 30 kene türü mevcuttur. Sığır, koyun ve keçi gibi çiftlik hayvanlarının yanı sıra, tilki gibi vahşi hayvanlarda da etken virüse rastlanmıştır. Ayrıca kuşlara ve küçük memelilere de bulaşabilir. Afrika-Avrupa arasında göç yolu bulunan bazı kuşlarda virüse rastlanması kuşların virüsün kıtalararası geçişini sağlamış olabileceği fikrini doğurmuştur.

Enfekte çiftlik hayvanlarının etinin işlenmesi veya yenmesi sonucu insanlarda ortaya çıkabilir. Ayrıca enfekte olmuş kan ve kusmukla temasa geçmiş sağlık (hizmeti) çalışanlarında da görülmüştür. Nozomokiyal yol bilinen bir bulaşma yoludur. İnsanlara bulaşmasının yaygın bir yolu da kene ısırığıdır. Bunların dışında enfekte hastalarla temas da bulaşmada önemli bir etkendir.

Bulaştıktan Sonraki Süreç

İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık 2 ile 12 gün arasında değişen bir enkübasyon süresi vardır. Hastane kaynaklı enfeksiyonlarda ise (nozokomiyal enfeksiyon) enkübasyon süresi 3 ile 10 gün arasında değişir.

Enkübasyon süresinin ardından grip-benzeri semptomlar görülmeye başlar. Bunlar yaklaşık bir hafta sonra dinebilir. Bununla birlikte hemoraj belirtileri rahatsızlığın ilk 3-5 gününde görülmeye başlar: öncelikle duygudurumda dalgalanma, ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğaz peteşileri. Daha sonra burun kanaması, kanlı idrar ve kusma görülür. Karaciğer şişer ve ağrır. Bunların dışında trombositopeni ve lökopeni laboratuvar bulguları arasındadır. Ayrıca aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) oranlarında yükselme görülür.

Semptomların ilk ortaya çıkışından 9-10 gün sonra hastalar iyileşme belirtileri gösterir, fakat %30’u rahatsızlığın 2. haftasında ölür. Dokunması halinde bile doktora gidilmelidir.

Teşhis

Kırım-Kongo Hemorajik Ateşinin teşhisi sendroma yol açan virüsün veya virüsün RNA’sının kan ve doku örneklerinden izolasyonunu, virüse karşı vücutta oluşmuş antikorların ve virüs antijeninin varlığının saptanmasını içerir.

Ayrıca teşhisin konması için kullanılacak laboratuvarların biyogüvenlik açısından tam güvenli olması çok önemlidir.

Tedavi

Spesifik bir tedavisi olmadığı için tedavi çoğunlukla semptomatik ve destekleyicidir. Tam kan veya kan içeriklerinin replasmanı (yenilenmesi) uygulanabilir. Ribavirin etkili olabilir.

Henüz bir aşı mevcut değildir. Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bağışıklık kazanabileceği bilinmektedir.

Kamu Sağlığı ve Korunma

Bulaşıcı hastalık olduğu için Kırım-Kongo Hemorajik Ateşine karşı toplumu bilinçlendirmek ve kamu sağlığı açısından önlemler almak çok önemlidir.

Kenelerin aktif olduğu dönemlerde, örneğin bulaşmanın en sık aracısı olan Hyalomma cinsinin aktif olduğu Nisan ve Ekim aylarında, kenelerin bulunduğu ortamdan halkın kaçınması; kenelerin büyük sayılarda bulunabileceği ortamlarda (örneğin ahırlarda vs.) çalışan kişilerin muayene edilmesi faydalı önlemlerdendir. Yine kenelere karşı önlem olarak keneleri kaçıracak kimyasalların yani repellant kullanılması, açık alanlarda özellikle çok yoğun oldukları noktalara insektisit uygulanması da olası önlemler arasındadır.

Epidemi dönemlerinde kişi üzerinde kene bulursa bunu çıkarmaya çalışmaması önemlidir, uygun bir sağlık hizmeti merkezine (hastane gibi) gitmeli ve keneyi burada uzmanlar çıkarmalıdır.

Hastaların kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Eğer bir temas olmuşsa, temas etmiş kişi dikkatlice gözlenmeli ve belirtiler görülürse mutlaka gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamak önemlidir.

Kesimhaneye yollanmadan önce hayvanlardan kenelerin ayrıştırılması yaygın bir uygulamadır. Hasta hayvanların kan ve dokularına doğrudan temasın bulaşmaya yol açabileceği bilinmektedir.

Ribavirin stoklamak da farklı durumlarda yararlı bir önlem olabilir. ABD askeri güçleri Afganistan ve Irak’taki personellerini çeşitli virütik hastalıklara karşı korumak amacıyla ribavirin stokları barındırmaktadır.

KKKA Salgınları

1944’de tanımlanmaya yol açan salgın Batı Kırım’da olmuştur. Virüs hastalardan alınan kan örneklerinde ve Hyalomma marginatum isimli kenelerde saptanmıştır. Araştırmacılar kısa bir süre sonra benzer bir hastalığın Orta Asya Cumhuriyetlerinde de olduğunu fark ettiler. Çin’deki ilk olgu 1965 yılında tanımlanmıştır. 1969’daki bir analizde ise 1956 yılında Zaire’deki (Kongo) epidemide febril bir çocuktan alınmış kan örneğinde aynı virüse rastlanmış, buradaki hastalığın Kırım’da görülmüş olanla aynı olduğu belirlenmiştir. Tüm bu bulgular hastalığın bugünkü ismi ve tanımına neden olmuşturlar. Verilere göre Güney Afrika’da 1981 yılına kadar 123 olgu tanımlanmış, bunlardan %22’si ölümle sonuçlanmıştır.

1976’da Makedonya’da (toplamda 10 olgulu) ve 1979’da Irak’ta, küçük çaplı, epidemiler görülmüştür. Irak’taki bilinen ilk epidemi olan 1979’daki epidemideki 10 olgudan ikisinin sağlık personeli ve bulaşmanın nozokomiyal olduğu ifade edilmiştir.

Asya ülkelerinden Pakistan, Afganistan ve Kazakistan’da ölümle sonuçlanan olgular tespit edilmiştir. Bildirilere göre Pakistan’daki büyük (majör) epidemiler 1975, 1986, 1996, 1998, 1999 ve 2000 yıllarında olmuş, son olgu 2002 yılında tanımlanmıştır. Aynı yıl Türkiye’de Tokat ilinde sendroma rastlanmıştır. Bu Türkiye’deki ilk bilinen epidemidir. Daha sonra 2003 ve 2004 yıllarında Türkiye’nin farklı illerinde sendroma rastlanmıştır. Türkiye’de son olarak 2006 yılında bildirilen olgulardan bazılarının ölümü sonucu sendrom medyaya da yansımıştır.

Bunların dışında sendrom Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinde (Birleşik Arap Emirlikleri, Umman…) de görülmüş, sendrom sebebiyle ölüm vakaları ortaya çıkmıştır. Örneğin, 1989-1990 arasında Suudi Arabistan’daki Mekke şehrinde tanımlanan 40 olgudan 12’si ölümle sonuçlanmıştır.

 
Dezenfektan - Ürünlerimiz - Teknik servis - Halı Böceği İlaçlama - Tarantula İlaçlama - Dana Burnu Böceği - Çiyan İlaçlama - Kertenkele İlaçlama - Akarlar İlaçlama - Tespih Böceği İlaçlama -
Adres : Sehitevliya Mahallesi Nursultan Nazarbayev Blv. No: 39 Merkez/ Kahramanmaras

Telefon : 0.344 221 26 20

Fax : 0.344 221 26 21